Yinveyang ve Cinsellik

Taoızm. Uzakdoğu’da İ.Ö. VI. yüzyıldan bu yana çok yaygın olan bir dünya görüşüdür. Tao, yol. yöntem anlamına gelen bir kavramdır. Özünde bu kavramı barındıran dünya görüşü, insanın kar­maşık yapılı toplumların yapaylığı içinde kısıtlı; kalmaktansa doğa ile tam bir uyum içinde yaşamasının, uzun ömür, mutlu­luk, hatta ölümsüzlük sağlayacağı inancını yaşatır. Bu sonuca ulaşmak için kişinin kendi varlığı içindeki “yin” ve

“yang” diye adlandırılan birbirine karşıt evrensel güçlerin uyum içinde kaynaşması gereklidir. Bu kaynaşma, yaşama soluk veren “şi” enerjisini harekete geçirecektir. Doğa içinde birbirleriyle temas ederek ve birbirlerini kendi içlerine alarak güçlenen bu iki unsur, “yin” ve “yang”, hem karşık hem de birbirlerini tamamlayan güçler­dir. Örneğin ay ve kış, “yin”. güneş ve yaz, “yang”dır. Cinsel kutuplardan kadın “yin”, erkek “yang”dır. Bunun yanısıra kadın ve erkekteki yin ve yang unsurların saf yin ve saf yan olmadığı, her erkekte yang yanısıra bir parça yin bulunduğu, kadında da yin’den başka yang unsurların varolduğu düşünülür. Qu ikincil unsurun esas cinsiyet unsurunu besleyip güçlendirmeye yara­dığı kubul edilir.

Bu düşünceye göre cinsel birleşme, yin ve yang kutuplarının birbirleriyle tam anlamıyla kaynaştığı bir doruk andır. Bu yüzden taoizm, cinsel birleşmeye son derece olumlu bir açıdan bakar ve bunun sık sft<, özellikle bilinçli bir şekilde uygulanmasını ibadet yerine koyar. Cinsel birleşme, insanı Tao’nun yüce yoluna yönelten kutsal bir ödevdir, der. YOGA   !

Cinsel yoga sanatı, Hindistan’da Vedik zamanından beri uygulanagelmiş gele­neksel cinsel birleşme şekillerinden çıkmıştır. Koca karısına, “Ben gök, sen yersin” der. Bu şekilde yorumlanması sonucu cinsel birleşme, önceden dua ve ruh saflığını gerektiren kutsal bir tören haline gelmişti. Kadın şekil değiştirerek, adak yapılan kutsal yer olmuştur; dizleri mihrap, kılları kutsal otlar, vulva dudakları ateştir. Cinselliğin bu şekilde düşünülmesi cinsel yoganın oluşumuna

■X”””‘

yol. açmıştır. Yoga birleşme demektir. Söz konusu birleşme, tek benliğin dünyevi benliğe karışması olan nihai bir birleşmedir. Bu “Samadhi” ya da Budist inancında “nirvana” ya giriştir.

Böyle bir nihai birleşmeye disiplinli bir cinsel güç aracılığıyla varılabilmesi, mistiklerin sözlerine aşina olanları bile şaşırtmamalıdır. Hıristiyan mistikleri cinselliğe karşı tutumlarında suç ve günah anlayışıyla hareket etmelerine rağmen, bu işlemi anlatmak için cinsel terimler kullanılmaktadırlar. Mircea Eliade, cinsel yoga anlayışını şöyle açıklar: “Bütün çıplak kadınlar tabiatın sırrı ve sınırsız yaratıcı gücü karşısında olduğu gibi aynı hayranlık ve tarafsızlıkla ele alınacaktır. Yogini’nin (kadın yogi) geleneksel çıplaklığının özgün mistik değeri vardtr. Eğer insan çıplak kadının yanında evren bilmecesi karşısında duyduğu korku, hissini duy­mazsa,’ örf ortadan- kalkar.’ yalnızca bütün belirli sonuçlarıyla cinsel duygu kalır.”

Yogini oynayacağı rol için özel şekilde yetiştirilmiştir. Kendinin olduğu kadar erkeğin yönünden de kutsal kadın, dünyasal pasif itke ya da enerji maddesi rolünü üstüne alır. Doğru uyguland an­da, -kurtuluşa kavuşturan kuvvet can Shakti’nin kendisi olur.

Yorum Yaz